Otobiyografi Denemesi

25 Haziran 1982 Cuma günü Sakarya’nın Sapanca ilçesinde dünyaya geldi. İlköğretim 1 ve 2. sınıfları Sapanca Kemalettin Sami Paşa İlkoğretim Okulu’nda okudu. İlköğretim 3-8. sınıfları Adapazarı Zübeyde Hanım İlköğretim Okulu’nda okudu. Lise’yi Adapazarı Atatürk Süper Lisesi’nde 2000 yılında bitirdi. Aynı yıl kaza eseri kazandığı Marmara Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nü 6. yılında bitirmek için tırmalamakta.

Bibliyografik bu bilgiler tabii ki bir insanın gerçekte “kim” olduğunu göstermekten çok uzaktır. Ancak doğum yeri ve okunan okullar insanın hayatında oldukça etkilidir. Örneğin, herkesin önemli dönemlerinden olan lise dengi yaşlarımın başlığı olan Atatürk Süper Lisesi dönemi, kişiliğimi ciddi yönde etkileyen bir dönem olmuştur. Özellikle 1999 Adapazarı Depremi’nin birçok Sakarya’lı için bir milat olduğunu dikkate alırsak bu dönemin önemi daha iyi anlaşılacaktır.

İlköğretim yıllarımda okulunda gayet başarılı ve bu başarısıyla el üstünde olan bir öğrenci olarak hatırlıyorum kendimi. Ve bu durumun beni boş bir kendini beğenmişliğe çektiğini liseye başladığımda farkediyorum. Zira lise olarak, çoğu, okulunun başarılı öğrencilerinden oluşan Atatürk Süper Lisesi’ne başladığımda aslında çok da üstün zekalı olmadığımı farkediyorum. Bu ilk başta hoşuma gitmese de ilerleyen yaşlarımda bu duruma çok şükretmişimdir. Ama 8 yıl boyunca adam gibi çalışmadan onca başarılarla bitirdiğim ilköğretimden sonra doğal olarak lisede çok zorlandım.

Lise yıllarım kişiliğimin nakış nakış örüldüğü yıllar oldu. İlk defa çevremde o kadar çok zeki, belki de çoğu benden daha zeki insanlar olunca düşünmeye koyuldum. O yaşa kadarki çocukca düşüncelerimi sorguladım. Allah’tan geç kalmamıştım, zira birçok konuda bir fikrim bile yoktu. Farklı arkadaşlar tanıdım, çoğunluğa garip gelen hareketlerinin arka yüzünü gördüm. Bu benim ufkumu genişletti. Önyargılarımdan arınmaya başladım.

Tam bu sıralarda meydana gelen deprem benim için çok daha etkili tecrübelerle doluydu. Deprem anıyla başlayan o tecrübe yumağı, etkilerini de göz önüne alınca benim için de tam bir milat oldu. Arkadaşlarımın birçoğu ülkenin farklı köşelerine dağıldılar. İnsanların depremden sonra değişen yüzleri bana enteresan tecrübeler yaşattı. Ağrı Belediyesi’nin yardım kamyonunu hayatımda bir daha görür müyüm bilmem ama, onu görmek kadar sevindirmeyen, insanların o doymak bilmeyen hırsını da o zamanlar öğrendim.

Ben çoğunluğun aksine Adapazarı’nda kalmayı seçtim. Bu beni belki daha iyi bir üniversiteden etti ama, bilmiyorum, pişman da değilim. Depremin getirdiği zorluklarla birlikte o sene üniversiteye hazırlanır gibi yaptık.

ÖSS’ye girip Marmara Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği’ni kazandığımda ailemin ve hocalarımın aksine ben sonuçtan memnundum. Çünkü zaten menüde bana göre bir bölüm yoktu. Tercihleri yazarken de rahat okuyabilmeye ve bilgisayar işlerimle yürütebilmeye özen göstermiştim.

Hayatımda bana yakıştırılanlardan neye “Allah korusun” dediysem başıma geldi. Öğretmenlik için de bunu diyordum ve gele gele öğretmenlik bölümüne geldim. Büyük konuşmamak lazım…

Tabi üniversiteye girer girmez, “üniversite” diye büyüttüğüm şeyin fos çıkmasının da etkisiyle kendimi bilgisayara verdim. Daha ilk yıldan bir sürü dersden çaktım ama, bilgisayar konusunda çok tecrübe edindim. Bu 4 sene böyle geçti. Ben hep bilgisayara baktım, okul da bana. Ama okul gene kanıma girmiş ki, artık öğretmenlik gözümde çok değerli bir meslek. Öyle ki artık öğretmenlik yapmak istemememin sebebi bile sorumluluğu altında ezilme korkusu.

Bu arada lisede başlayan fikri altyapıyla, çevremdekilerin birşekilde oraya buraya dağılmasına karşı çözüm üretme düşüncesiyle birçok çalışma yaptım kendimce. Toplanma günleri, iftar günleri, mesajlar, yıllıklar vs… Tabi ne kadar tutabildim, ne kadar işe yaradı bilemiyorum. Ancak ümitsizliğe kapılmamaya kararlıyım. Zaten bu siteyi yapmamın önemli sebeplerinden biri de bir zamanlar birşeyler paylaştığım herkesle görüşebilmemi sağlayacak bir vesile oluşturmak. Nasıl olacağına daha emin değilim, orası ayrı…

Bu nasıl otobiyografidir diye hiç sormayın. Şimdilik tamamen otobiyografi bölümünü doldurmak amaçlı konuldu. Çok ümitli olmayın ama belki bir gün Murat kardeşiniz daha bi kendini beğenmişlik yapıp buraya böyle kocaman bir otobiyografi yazar.

Eylül 2005