Gülses Ailesi’nde İftar

Şöhretli Ramazan’ımızın ilk günleriydi. Ramazan’ı karşılamış olmamızın heyecanına, Klasik Türk Müziği’mizin çok değerli bestekârı Necip Gülses Beyefendi ve eşi, nâdîde ses sanatçımız Melihat Gülses Hanımefendi’lere iftara davet edilmemizin heyecanı da eklenince, o gün gerçekten bizim için daha günün ilk ışıklarıyla birlikte coşku doluydu.

Kadîm dostum Recâi Abim ve mûsikîşinas arkadaşım Yavuz ile bu davete icâbete giderken, hep bu coşku ve bu büyük lütfa karşılık şükran hisleri içerisindeydik. Recâi Bey ile Gülses Ailesi’nin evine davetle şereflendiğimiz ilk gün, dün gibi aklımızdayken, bugün defaatle bu şerefe nâil olmamızın ve üstüne üstlük bir iftar sofrasını böyle kıymetli şahsiyetlerle paylaşacak olmamızın helecanı, bizi tatlı bir sıkıntıya sokmuyor değildi. İlk yolculuğumuzda şimdikinin aksine bir parça mütereddiddik. Sadece sahnede ve sahne arkasında gördüğümüz kadarıyla tanıdığımız şahsiyetleri, bizzat kendi evlerinde müşahede etmenin, “acaba farklı mıdırlar” sorusunun getirdiği tereddüt etkisiyle, garip sıkıntısını yaşamıştık. Ancak artık bu konuda herhangi bir tereddüde yer kalmamıştı. “Hanımefendi”liği şahsının bir parçası halinde yaşayan bir “sanatçı”nın evine misafir olduğumuzda artık hiçbir şüphe yoktu. Samîmiyeti, içtenliği, temiz kalpliliği, saygınlığı, nezâketi, dürüstlüğü, sevecenliği ve zerâfeti ile Gülses Ailesi’nin kapısından içeriye adımımızı attığımızda, tüm bu güzelliklerin insana müthiş huzur veren, saatler geçse de tadı hep damakta kalıcı o tatlı atmosferin içine girmiş oluyorduk.

Yavuz, Necip Gülses, Murat Çorlu, Melihat Gülses, RecâiBugün heyecanımızı artıracak etkenler bunlarla sınırlı da değildi. Necip Bey ve Melihat Hanım’ın aylardır çok yoğun bir şekilde üzerinde uğraştıkları, Kale Grubu’nun 50. kuruluş yıldönümü adına hazırlanan “Miras” isimli 5 CD’lik Türk Müziği albümünü de ilk kez bugün dinleme, hikâyelerini bizzat birinci ağızdan öğrenme bahtiyarlığına erişmiş olacaktık. Maalesef piyasaya da sunulmayan bu muhteşem eseri, hazırlayanların rehberliğiyle inceleyebilmek bile geceyi tek başına bize bir lütuf olarak algılamamıza yetiyordu. Bu 5 CD’den biri aynı günlerde “Beyaz Köpükler” adıyla piyasaya sürüldü. Birbirinden güzel eserlerin, Melihat Hanım’ın birbirinden değerli yorumlarıyla seslendirildiği albümü de, iftarımızı ettikten kısa süre sonra hep birlikte eser eser inceleme fırsatı bulmuş olmamız, Necip Bey’in eserlerle ilgili gerek teknik, gerek tarihsel bir çok ayrıntıyı bizimle paylaşmış olması da gecemizi bereketlendiren olaylardan biriydi.

Yemekler deyince orada bir durmak gerekiyor kesinlikle… Evet, o bir sanatçı, Türk Müziği’nin seslendirilmesinde günümüzün öncü isimlerinden; ancak aynı zamanda o müthiş bir ev hanımı, harika bir aşçı. Melihat Hanım, o nâdîde sesiyle harika yorumları oluşturduğu gibi, zârif elleriyle de leziz yemekler yapıyor. Sofrayı tarif etmek abes kaçacaktır… Zaten bunu târife de gerek yoktur, yaşanılasıdır ancak.

Necip GülsesYemek sonrası Necip Bey’le giriştiğimiz muhabbet o kadar akıcı ve derindi ki, saate mütemadiyen bakmama rağmen her baktığımda bu kadar kısa sürede nasıl oluyor da saatin bu kadar hızlı ilerlediğini kavrayamıyordum. Hattâ inanınız, ilk baktığımda saatin yanlış olduğuna hükmetmiştim ki, çevredekilerin saatleriyle ancak saatime güvenebildim. 10, 11, derken 12… Giderken saat 10′da kalkmayı planladığımız gecede, artık hiç kalkmak istemiyorduk. Ancak artık son ulaşım taşıtlarını da zora soktuğumuzu farkedip hareketlendiğimizde, Melihat Hanım’ın teşvikiyle, bu muhteşem geceye yaraşır bir nokta olacak bir hadiseyle geceyi kapattık; Yavuz’un piyano ile icra ettiği “Duydum ki unutmuşsun” eserine, Melihat Hanım da o güzel sesiyle eşlik edince, Yavuz’un ömrü boyunca gururla hatırlayacağı bir hâtırası olmuş oldu. Öyle ya, koskoca Melihat Gülses onun çaldığı piyanoya eşlik etmişti. Ben de bu gazla eve gider gitmez neyime sarıldım, çalışmalara başladım. İlk buluşmada ney üfleyip, Melihat Hanım’dan da eşlik etmesini rica etmeliyim. Tabi buna yüzüm olacak kadar ney icrama güvenmeliyim…

Koskoca gece, ayrıntılarıyla buraya sığmayacak, herşeyi yazsam olmayacak. Şimdilik gecenin ana hatlarıyla iktifa edelim, nasib olur, daha da yazmaya kendimizi alıştırabilir, vakit de bulabilirsek, Necip Bey’in birbirinden veciz ifade ve düşüncelerini de burada sizlerle paylaşmaktan onur duyacağım.