Ev Erkekliği Bölümünden Yüksek Lisans Mezunu Olmak

Üniversiteye başlayalı tam 7.5 yıl oldu. Dile kolay, 7.5 yıl! 1. sınıftaki bir hocamı geçenlerde gördüğümde aradan geçen süreyi, hocamızın yüzündeki kıvrımlardan sezince ürperdim. Oturup parmak hesabı yaptım; ben üniversite 1. sınıftayken 35 yaşında olan biri, şu sıralar 43 yaşında oluyor! Ben o zamanlar 18 yaşımdayken, şimdi 26 yaşıma basmaya ramak kalmanın garip hisleri içerisindeyim.

Aradan geçen süreyi daha iyi anlamak için örnekleri çoğaltmak mümkün ve faydalı: Eğer 4. sınıfta mezun olup 2. bir üniversiteye başlasaydım, şu anda ikinci diplomayı almaya çok yakın olabilirdim. 2. üniversite yerine yüksek lisansa başlamış olsaydım, bu sefer de şu an yüksek lisans mezunu ve doktora için uğraşıyor olabilirdim. Eğer normal sürede mezun olup hemen evlenseydim, şu sıralar belki ikinci evladımı kucağımda tutuyor bile olabilecektim(bunu yaşayan sınıf arkadaşlarım var).

Üniversite hayatımın lisans aşamasının iki katına çıkması, bana akademik olarak birşey katmadı malesef, ancak, bu sürede üniversiteler kadar insafsız olmayan hayatın diğer alanlarındaki tecrübeler, bu yılların karşılığında bana birşeyler verdi. 4 yıl da uğraşsam, 8 yıl da uğraşsam aynı diplomayı alıyorum. Fakat gurbette geçen 4 yıllık bekâr hayatıyla, 8 yıllık olanının arasındaki tecrübe farkı oldukça büyük oldu. Sanırım buna sevinmeliyim…

Dikkat; “İyi ki üniversiteyi uzattım, herkese de tavsiye ediyorum” demiyorum. Ancak düşünüyorum ki; bazen bilinçli ve istekli, bazense bilinçsiz ve isteksiz olarak yaşadıklarımız, istediklerimizin bize getireceklerinden daha güzel şeyler getirebiliyor.

Tüm bu düşünceler, geçenlerde elimde cif ve bulaşık süngeri ile, aygazın üzerindeki lekeleri ovalarken geçti aklımdan. 1 saati geçen ovalamam, lekeleri yerinden edemeyince, tüm kimya bilgilerimi gözden geçirme ihtiyacı hissedip, farklı denemeler yaptım. Denemelerimin çözüme katkı sağladığını farkedince de mutfak işleri konusunda, kendimi âvâmın üzerinde hissederek, 8 yıla varan üniversite hayatımın bana hakkıyla bir “ev erkekliği” unvanı vermesinin sevinciyle tebessüm ettim. “Bir aygazı temizledin diye mi tüm bu gurur?” demeyiniz hemen. Zira bu 8 yılda ev erkekliği nâmına öğrendiğim çok şeyim var:

  • Çoğu kız arkadaşımdan çok daha fazla yemek yapmayı biliyorum. Hatta bilmek bir yana, yemek yapmaya değer verip, zevk bile alıyorum.
  • Sallama çayla tatmin olmayıp, evimde içtiğim çayı özleyebilen biri olarak, çay demleme konusunda da belli bir yetkinlikte olduğumu söyleyebilirim.
  • Bir battaniyenin nasıl yıkanacağını daha ilk üniversite yıllarımda tecrübe ettim, kaleme bile almıştım. Çoğu kız bilmez!
  • İlkinde utana sıkıla pencereye çıkıp kıpkırmızı olsam da, cam silme konusunda da bir çok tecrübem mevcut ve camın varlığının insanda şüphe uyandıracağı düzeyde güzel cam silebilmekteyim.
  • Düğme dikebiliyorum, yırtık-sökük tamir edebiliyorum.
  • Beni tek zorlayan şey olsa da, mecbur kalırsam elde çamaşır yıkayabiliyorum.
  • Çok güzel ütü yaparım.
  • Halı yıkamak ve yer silmek konusunda da bir çok tecrübem mevcut. Yıkadığım halının üzerine uzanıp yatmanın zevki çok az çimde bulunur.
  • Bozulan çeşmeler, yanmayan ampüller, çalışmayan elektrik anahtarları, paslanan çamaşır askıları, kapanmayan balkon kapıları, çatlayan pencere camları vb. her tür ev problemine pratik çözümler üretebiliyor, ev arkadaşlarımın bolca hayır dualarını alabiliyorum.
  • Daha saymama lüzum yoktur herhalde. Tüm bunları okuduktan sonra, siz ev erkekliği bölümünde hoca olsanız, bana bölümünüzün diplomasını layık görmez misiniz? Görürsünüz görürsünüz…

Uzatmalı üniversite hayatımdan, ev erkekliği nişânım da yanıma kâr kalsın. Yakın zamanda, bu nişânıma ihtiyaç kalmaması ümidiyle…