/ YURTDISINDA-YASAM, HOLLANDA

Hollanda mı daha pahalı, Türkiye mi?

Yurtdışında çalışmak söz konusu olduğunda temel tartışma mevzularından biri -doğal olarak- ekonomik yaşam şartları oluyor. “Orada ne kadar maaş alırım, ne kadar kira öderim, alacağım para yeter mi” gibi sorular ilk akla gelen sorular oluyor. Henüz Hollanda’da ilk ayımı yeni doldurmuş biri olarak bu konuda büyük laflar etmem biraz tehlikeli ancak şu ana kadar edindiğim izlenimleri paylaşmak isterim.

Öncelikle, bir yeri yaşanılabilir kılan konularda ekonomi önemli bir konu olsa da bence birincil konu değil. Güvenlik, eğitim kalitesi, hayat kalitesi(trafik, sağlık, iklim vs.) her an sizi saran mevzular. Bunların hepsinde mükemmeli yakalamak mümkün olmayabilir ancak bir denge bulmak genel olarak yaşam kalitemizi artıracaktır. Tabii ki başka bir ülkeye kaçak işçi olarak gitmek gibi ihtimaller üzerine konuşmadığımız için, dünyanın neresinde olursa olsun bir işiniz ve iyi-kötü geçinecek bir geliriniz olacaktır. Sadece bu gelirinizle elde edeceğiniz konforunuz farklılık gösterecektir.

Hollanda’ya geldiğim dönemde Euro/TL kuru oldukça hareketliydi ve Euro lehine yükseliyordu. 1 Euro’nun 4 TL’yi bulduğu zamanlarda taşındık. Buradaki maliyetleri soran Türkiye’deki arkadaşlar da kendilerince söylediğim her rakamı 4 ile çarparak Türkiye fiyatlarıyla karşılaştırdılar. Bu hesapta genelde Türkiye’nin ne kadar uygun fiyatlı bir ülke olduğu kanısına varabiliyorsunuz. Bu hesap bir ülkeden maaş alıp diğerinde harcadığınız durumda(uzaktan çalışmak gibi) mantıklı olabilir ancak gelirinizi kazandığınız ülkede yaşadığınız durumda gelir düzeyinizdeki değişim bu hesabı derinden etkileyen bir parametre oluyor. Yani Türkiye’de yaptığınız işi Hollanda’da yaptığınızda geliriniz nasıl değişecek.

Şöyle anlatmaya çalışayım: Burada asgari ücret 1.300 Euro. Biz taşındığımızda Türkiye’de de asgari ücret yaklaşık 1.300 TL idi. Dolayısıyla Türkiye’de asgari ücretle çalışan biri Hollanda’ya taşınsa geliri rakamsal olarak aynı kalacak(Kur farkına bakarsak 4 katına çıkacak). Ve onun için buradaki fiyatları karşılaştırmak için 1 Euro 1 TL’ye eşittir diyebilir.

Bu arada buradaki asgari ücret sistemi bizdekinden farklı. 1.300 Euro olarak belirtilen asgari ücret, herhangi bir uzmanlığınızın ve tecrübenizin olmadığı bir iş için geçerli. Ancak bir konuda üniversite mezunu olursanız ve/veya bu konuda belli bir tecrübeye sahipseniz alacağınız asgari ücret de artıyor. Yani “bu adam göçmen, bin sırtına” diyerek, 10 yıl tecrübeli adamı asgari ücrete çalıştıramıyor kimse. İş görüşmesinde benden maaş beklentim sorulurken bu bilgi verildi ve benim mezuniyetim ve tecrübeme göre yasal olarak almam gereken minimum maaş düzeyi bildirildi.

“Alım gücü” ve “gelir dağılımı”

Burada “alım gücü” kavramı devreye giriyor. Türkiye’de X lira ile alabileceklerimle Hollanda’da X Euro ile alabileceklerimi karşılaştırdığımızda bu farkı net bir şekilde anlayabiliyoruz.

Somut bir örnekle gidelim: Hollanda’da şu sıralar benzinin litresi yaklaşık 1,5 Euro. Türkiye’de ise yaklaşık 5 lira. Yani Türkiye’de asgari ücretle çalışan biri maaşıyla ayda yaklaşık 260 litre benzin alabilirken aynı kişi Hollanda’da asgari ücretle ayda yaklaşık 865 litre benzin alabiliyor.

Tabii ki, benzin sadece bir örnek ve her şeyde bu şekilde bir fark yok. Hatta bazı malzemelerde Hollanda’da daha çok para vermek zorunda kalabilirsiniz. Ancak temel ihtiyaç maddeleri açısından bakarsanız(market giderleri diyelim), 1 Euro’nun Hollanda’daki alım gücünün 1 Lira’nın Türkiye’deki alım gücünden çok daha fazla olduğunu söyleyebilirim.

Buradan sonra, ekonomilerimiz arasındaki temel farklardan birine, gelir dağılımına geliyoruz. Türkiye’de asgari ücret 1.300 Lira iken, herhangi bir özel uzmanlığı olmayan bir işçi veya memur 3.000 lira maaş alabilir. Daha özel alanlarda bazı mühendisler 10 bin lira, yöneticiler 15–20 bin lira maaş alabilirler. Hollanda’da arada bu kadar fark olmuyor. Türkiye’de 10 bin lira maaş alan bir mühendis iseniz, Hollanda’da aynı iş için 10 bin Euro maaş alamıyorsunuz. Bu oranlar gelir yükseldikçe artan vergi dilimleriyle ve alt gelir düzeyindeki hizmetlerin ücretlerinin artırılmasıyla dengelenmiş sanırım. Belki bu yüzden de, Hollanda’da hizmet sektöründeki ücretler(tamir, servis, yemek) Türkiye’deki oranlarına göre yüksek. Bu yüksek fiyatlar bu sektörlerde çalışan insanların sadece bu işleriyle rahatça geçimlerini sağlamalarına ve işlerini severek yapabilmelerine imkan vermiş. Türkiye’de oto sanayide gecesini gündüzüne katarak ve her gün hayatına küfrederek çalışan birinin evini zor geçindirmesine karşılık, burada bir tamirci sabah 8 akşam 5 çalışıp, haftasonu tatilini yapıyor, otomobil sahibi oluyor, farklı ülkelere tatile gidebiliyor.

Bu farkı da anlatmaya çalıştıktan sonra tekrar hesaba kitaba dönelim. Bu rakamsal maaş farkından dolayı ekonomik karşılaştırmada Türkiye’de yüksek maaşlar alanlar için Hollanda’ya geldiğinizde alım gücü oranınızda düşüş yaşanıyor. Benim son durumda gelirim bu şekilde rakamsal olarak yaklaşık yarısına düştü. Ben de alım gücü değişimimi hesap edebilmek için buradaki masraflarımı 2 ile çarparak Türkiye’deki muadili harcamalarımla karşılaştırdım. Bu şekilde hesap yaptığımda et, süt, sebze/meyve, yağ, şeker, un, çay gibi gıda ihtiyaçlarında Türkiye’dekinden hala yaklaşık 2 kat kadar daha fazla alım gücüne sahip olduğumu gördüm.

Highly Skilled Immigrant

Ekonomik hesaplamalarda Hollanda’ya özgü önemli bir istisna da Highly Skilled Immigrant(Yüksek Kabiliyetli Göçmen) statüsü. Hollanda devleti bir süredir kalifiye çalışanlara karşı cezbedici olmak adına, Hollanda’da belli bir maaşın üzerinde çalışacak göçmenlere %30’a kadar vergi indirimi yapıyor. Bu maaşınıza göre aylık 500–1000 Euro arasında ek bir gelir getiriyor. Kendi vatandaşına yapmadığı bu kıyağı niye yabancıya yapıyor diye düşünenler için de açıklamaları şu:

Sen bu yaşına kadar, bu eğitimi alırken ve bu tecrübeye gelene kadar başka bir ülkedeydin ve biz bu konuda hiçbir masraf etmedik. Şimdi bu donanımlı halinle gelip bizim için çalışacak, değer üreteceksin. Dolayısıyla alacağımız vergiden bir miktar feragat ederek bu katkını teşvik ediyoruz.

Bu, Hollanda’da çalışmayı düşünecekler için gerçekten çok büyük bir avantaj. Ancak önümüzdeki hafta burada genel seçimler var ve duyduğum kadarıyla -yükselen milliyetçi dalgadan olsa gerek- aday partilerin çoğu vaatlerinde bu sistemi durduracaklarını söylüyorlarmış. Eğer bu sistemi iptal ederlerse kendileri adına da ciddi bir kayıp olacağını ve bir çok kaliteli çalışanı Almanya gibi ülkelere kaptıracaklarını düşünüyorum. Nasıl ilerleyeceklerini göreceğiz…

Neye ne kadar harcıyorum?

Burada yaklaşık 100 metrekare, eşyalı, buranın standartlarına göre yeni ve kapalı otoparkı olan, merkeze de yürüme mesafesinde bir apartman dairesine aylık 1.450 Euro kira ödüyorum. Bu evin muadili İstanbul’da nerede nasıl bir dairedir ve ne kadar eder emin değilim açıkçası. Ancak burada eşyasız, şehrin biraz dışında(Eindhoven İstanbul’la karşılaştırılamayacak kadar küçük bir şehir) ve müstakil bir evi aylık 900–1000 euro’ya tutmak mümkün. Hatta mortgage kredileri ile yaklaşık 5 bin euro gibi peşinatlarla, aylık yine bu fiyatlara bu evlerden birini satın almak da mümkün.(Kira fiyatlarının Amsterdam için daha farklı ve yüksek olduğunu not düşeyim)

Elektrik, su ve doğalgaz için aylık sabit olarak toplam 120 Euro veriyorum. Burada bu tarz hizmetleri için yıllık bir pakete abone olup sabit fatura ödüyorsunuz. Yıl sonunda kullanımınıza göre iade alabiliyor veya ekstra faturalandırılabiliyorsunuz. Bizim İstanbul’da bu 3 gider için toplam harcamamız kışın 500 lirayı, yazın 150-200 lirayı buluyordu. Biz evde ev sahibinin internetini kullanıyoruz. Uydunet gibi bir sistem, hem tv hem internet hizmeti veriliyor. 50Mbit hız için 45 euro ödüyormuş ev sahibimiz. İstanbul’da aynı hız için Uydunet’e yaklaşık 100 TL ödüyordum.

Cep telefonu hattı için T-Mobile’ın bütün Avrupa birliği ülkelerinde geçerli sınırsız internet, konuşma ve sms hakkına sahip bir pakete aylık 35 euro ödüyorum. Türkiye’de Vodafone Red’in aylık 8GB internetli bir paketine aylık 54 TL ödüyordum.

Henüz araba almadım ancak ikinci el otomobil fiyatları da Türkiye’dekine nazaran daha ulaşılabilir görünüyor. Çok araba fiyatlarından anlamam ama anlayaların karşılaştırma yapabilmesi için 5 bin Eurodan düşük fiyatlı ve 10 yaşından küçük ikinci el araç seçenekleri için şöyle bir liste sunabilirim.

Benim Mercedes

2 defa Amsterdam yolculuğu dışında Eindhoven’da henüz hiç toplu taşıma kullanmadım. İşe geldiğim hafta 95 Euroya satın aldığım 2. el bisikletimle gidip geliyorum(Sağlam bir kilit için 30 euro ödedim, zira bisiklet hırsızlığının yaygın olduğu söylendi). Amsterdam-Eindhoven arası(yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir yol) tren ücreti 20 Euro. Eğer işe gidiş geliş saatleri dışında sık kullanacaksanız yıllık 50 Euro’ya alacağınız bir indirim kartıyla bu yolculuğu 12 Euro’ya da yapabiliyorsunuz. Bu kart bütün toplu taşıma araçlarında kullanılabiliyor. İstanbul’da 1 saatlik yol bizim için sıradan bir işe gidiş-geliş süresi ve tabi bunun için bu kadar para vermek çok fazla. Ama burada bu kadar uzun mesafeye işe gitmiyor insanlar. Genelde insanların işleriyle evleri arası bisikletle ulaşılabilir mesafelerde. Daha uzun mesafedekiler de özel araçlarını kullanıyorlar.

Eindhoven tren istasyonu çevresinde park edilmiş bisikletlerin bir kısmı

Şu ana kadar dışarıda 2 kez yemek yedim. Biri Amsterdam’da diğeri Eindhoven’da birer Türk restoranı. Amsterdam’daki restoranda porsiyonlar o kadar büyüktü ki yemekleri bitiremedim. Orada 13 Euro ödedim yemek için. Eindhoven’da gittiğimiz Altınşiş isimli restoranda da hatırı sayılır güzellikte yemekler için kişi başı 20 euro verdik. Bunları 2 ile çarptığımda Türkiye’de muadili lokantalara verdiğimden daha fazla verdiğimi farkediyorum. Bu farkın altında yatan mantıkla ilgili düşüncelerimi yukarıda aktarmıştım. Masraflı olduğu için ve çok bize göre seçenek olmadığı için genelde dışarıda yememeye çalışıyoruz.

Sonuç

Hollanda’da çalışmak ve yaşamanın ekonomik anlamı konusunda size fikir vermeye çalıştığım bu yazı, umarım faydalı olmuştur. Şüphesiz ekonomik şartlar çok fazla parametreye sahip. Yaşam tarzı, aile bireyi sayısı, mevcut sabit giderler, sağlık veya özel hobi harcamaları ve yaşanılan şehir gibi bir çok şeye göre şartlar değişebilir. Değerlendirmelerinizi yaparken bunları göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim.

Fiyat karşılaştırması için birkaç referans web sitesi

  • Market fiyatları için Hollanda’nın en büyük market zinciri Albert Heijn’ın sitesi: ah.nl Bu market burasının Migros’u gibi. Diğer marketlerden daha kaliteli ama genelde daha pahalı.
  • Buranın ikinci el sitesi: marktplaats.nl Özellikle otomobil fiyatları için kontrol edilebilir. Araçların detay bölümünde aracın vergi ve tamir masraflarıyla ilgili yaklaşık değerler de sunuluyor.
  • Ev fiyatları için de şu iki site popüler: pararius.nl ve funda.nl
  • Bir diğer fiyat karşılaştırma yöntemi olarak da Apple Hollanda sitesi: apple.com/nl